Sened-i İttifak
Bu maddedeki üslubun, ansiklopedik bir yazıdan beklenen resmî ve ciddi üsluba uygun olmadığı düşünülmektedir. |
| Makale serilerinden |
| Türkiye'de anayasal süreç |
|---|
Meclis-i Umûmî'nin açılışı, 1877. |
Sened-i İttifak (Osmanlıca: سند إتّفاق, romanize: Sened-i ʾİttifâḳ; 29 Eylül 1808), Osmanlı Sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa tarafından, Rumeli ve Anadolu âyanlarının İstanbul'da toplanarak katılım sağladığı, anayasal nitelikler taşıyan bir antlaşmadır.
Anayasa hukukçuları,[1] Türk tarihindeki ilk anayasal belge olarak genellikle 'Sened-i İttifak'’ı kabul etmekte ve Türkiye’deki anayasacılık hareketlerinin bu belgeyle başladığını belirtmektedirler. Bazı tarihçelere göre[2] bu belge, devlet iktidarını sınırlandırmayı amaçlayan bir girişim olarak, 1215 yılında İngiltere'de kabul edilen Magna Carta ile karşılaştırılmaktadır.[3] Ancak Shaw ve Berkes gibi önemli tarihçiler, Sened-i İttifak’ın, Türkiye'deki anayasal düzenin ve demokrasinin gelişiminde iddia edilen kadar belirleyici bir rol oynamadığını ifade etmektedirler.[4][5]
Sened-i İttifak'ı Hazırlayan Şartlar
[değiştir | kaynağı değiştir]1807 yılında meydana gelen Kabakçı Mustafa İsyanıyla III. Selim tahtan indirildi ve yerine IV. Mustafa geçirildi. III. Selim’in ıslahat düzenlemeleri kaldırıldı, özellikle de Nizam-ı Cedid ordusu dağıtıldı. Bunun üzerine, Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim'i tekrar tahta geçirtmek amacıyla İstanbul’a yürüdü. Alemdar’ın askerleri sarayı kuşatmışken, tahtını kurtarmak isteyen IV. Mustafa, III. Selim’i öldürttü. Kardeşi veliaht Şehzade Mahmud’un idamını da emretti. Fakat Şehzade Mahmud, Cevri Kalfa'nın yardımıyla cellâtlardan kaçmayı başarmıştır. Bunun üzerine, Alemdar, askerleriyle saraya girip Şehzade Mahmud’u tahta geçirmiştir. Şehzade, Sultan II. Mahmut olurken; Alemdar Mustafa Paşa da Devlet-i Aliyye'ye sadrazam olmuştur.
Bu devirde, Osmanlı Devleti’nin merkezî otoritesi taşrada büyük ölçüde etkisizdi. Rumeli, Anadolu ve Mısır gibi eyaletlerde Âyanlar kendi aralarında âdeta bağımsız idareler kurmuşlardı. Bununla birlikte, 18. yüzyılın başından beri zenginleşen Rumeli topraklarında nüfuzlu toprak beyleri ortaya çıkmıştı. Bu şartlarda, Alemdar Mustafa Paşa, padişahın ve merkezî devletin otoritesini sağlamak için güçlü âyanlarla bir anlaşma yapmayı ilk çare olarak görüyordu.[6]
Alemdar Mustafa Paşa bu maksatla valileri ve meşhur ayanları başkentte “meşveret-i ammeye” davet etti. Ayanların pek çoğu davete icabet etse de Arnavutluk'taki Tepedelenli Ali Paşa gibi bazı büyük ayanlar bu davete gelmediler. 29 Eylül 1808'de merkezî devletin ileri gelenleriyle ayanlar arasında yapılan meşveret sonucunda Sened-i İttifak denilen belge ortaya çıktı. Bu belgeyi imzalayanlar arasında vezirler, diğer üst düzey devlet yöneticileri, askerî ocak temsilcileri ve bazı ayanlar vardı. Belge, II. Mahmut tarafından onaylandı.
İçeriği
[değiştir | kaynağı değiştir]Bir giriş, yedi şart ve bir zeyl bölümü bulunan Sened-i İttifak'ın giriş bölümünde, Osmanlı devlet düzeninin bozulduğu, devlet otoritesinin sarsıldığı ve bu durumun taraflarca gözlemlendiği, devletin kuvvetlenmesi gayesiyle bu toplantının yapıldığı ve sonunda bu anlaşmaya varıldığı yazılıdır.
Sened-i İttifak, Osmanlı tarihinde merkezî otoritenin yetkilerini sınırlayan ve anayasal nitelik taşıyan ilk belge olarak kabul edilir. 1808 yılında, II. Mahmud döneminde, ayanlar ile devletin merkezî yöneticileri (vükela ve rical) arasında imzalanan bu belge ile meşrutiyet anlayışına geçiş sürecinde önemli bir adım atıldığı genel çevrelerce kabul edilmektedir.
Belgeye göre, ayanlar, Sadrazam'dan gelen emir ve yasaklara, padişahın mutlak vekili sıfatıyla uymakla yükümlüdür. Ancak, Sadrazamlık makamından kaynaklanan kanun dışı, rüşvet ve yolsuzluk içeren ya da devlete zarar verecek uygulamaların ortaya çıkması hâlinde senedi imzalayan ayanlar, bu tür işlemlere karşı durma ve müdahalede bulunma hakkına sahiptir.
Sened-i İttifak, taraflar arasında karşılıklı kefalet esasına dayanmaktadır. Ayanlar ile merkezî yöneticiler, birbirlerinin şahıslarını ve ailelerini güvence altına almayı taahhüt etmişlerdir. Belgeye aykırı bir durum ispat edilmedikçe, herhangi bir ayana yönelik devlet veya taşra görevlilerince gerçekleştirilecek saldırılara karşı, tarafların birlikte hareket etmesi ve saldırıyı bertaraf etmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, Sened-i İttifak'ta halkın (reaya) korunması temel ilkeler arasında yer almakta; zulüm yapanların cezalandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Taşradaki hanedanlar, kendi idareleri altındaki ayanları ve ileri gelenleri korumakla yükümlü kılınmıştır. Bununla birlikte, ayanların, yönetimleri altındaki bölgelerde halkın güvenliğini sağlama, vergi toplarken adaletten sapmama ve aşırılıklardan kaçınma sorumluluğu da açık bir biçimde hükme bağlanmıştır.
Sened-i İttifak, bir zeyl ile sona ermektedir. Burada, senedin devamlı olarak uygulanabilmesi için bundan sonra sadrazam ve şeyhülislam olacak kişilerin makamlarına geçer geçmez bu senedi imzalamaları öngörülmektedir. Ayrıca Sened-i İttifak'ın içerdiği koşulların sürekliliğini bizzat padişahın denetleyeceği öngörülmüştür.
Sened-i İttifak Osmanlı'nın Magna Carta'sı mıdır?
[değiştir | kaynağı değiştir]Sened-i İttifak, 1808 yılında II. Mahmud döneminde, merkezî otorite ile taşra ayanları arasında imzalanmış bir belgedir. Her ne kadar içeriğinde merkezî yönetimin yetkilerini sınırlayan bazı hükümler bulunsa da, ortaya çıkış koşulları, uygulanma biçimi ve uzun vadeli etkileri dikkate alındığında, Türkiye'deki anayasal ya da demokratik gelişmeler açısından kalıcı ve köklü bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesi zordur.[5]
Belge, II. Mahmud ve ayanlar tarafından içtenlikle benimsenmemiştir. II. Mahmud, Sened-i İttifak'ı dönemin siyasi konjonktürü ve Alemdar Mustafa Paşa'nın baskısı sonucu geçici olarak kabul etmiş, ancak kısa süre sonra Yeniçeriler tarafından Alemdar'ın ortadan kaldırılmasına kayıtsız kalmıştır. İktidarını pekiştirdikten sonra ise Sened-i İttifak'ı ve taşradaki ayanları tasfiye etmeyi amaç edinmiş; bu doğrultuda önemli ölçüde başarı sağlayarak merkezî otoriteyi yeniden tesis etmiştir.[5]
Ayanlar açısından değerlendirildiğinde Sened-i İttifak, kolektif bir talep ya da siyasi baskı sonucu ortaya çıkmamıştır. Aksine İstanbul'a çağrılan ayanların büyük bölümü belgeyi imzalamadan geri dönmüş, yalnızca dört ayan tarafından imzalanabilmiştir. Bu durum, belgenin taşra güçleri tarafından da geniş kabul görmediğini ortaya koymaktadır.[5]
Sonuç olarak, Sened-i İttifak, tarihsel bağlamı içinde önemli bir girişim olarak kabul edilse de, anayasal düzene geçiş veya demokrasi tarihinde kalıcı bir temel oluşturma işlevi görmemiştir. Belge, daha çok dönemin geçici güç dengeleri çerçevesinde şekillenmiş sınırlı bir siyasal uzlaşma olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, sonraki yıllarda Arnavutluk'ta Tepedelenli Ali Paşa, Suriye'de Genç Yusuf Paşa, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa gibi güçlü yerel liderlerin merkezden bağımsız hareket etmeye yönelmeleri, taşrada merkezî otoriteye direncin sürdüğünü göstermektedir. Sonuç olarak, Niyazi Berkes’in (1978) ifadesiyle “İttifak Senedi ölü doğmuş bir belge” olarak kalmıştır.[5] Ayrıca, Sened-i İttifak'ın, Osmanlı döneminin daha sonraki meşrutiyetçilik hareketleri üzerinde de doğrudan bir etkisi olmamıştır. Dolayısıyla Sened-i İttifak'ın, tarihsel olarak çok sınırlı bir etkisi ve önemi olmuştur.[4][7]
Yalçın Küçük ise, Aydın Üzerine Tezler kitabının birinci cildinde şunu yazmıştır: "Sened-i İttifak’ın gerici niteliğine ilk dikkati çeken, benim saptamalarıma göre, Doğan Avcıoğlu oluyor. Türkiye’nin Düzeni’nde şöyle yazdı: 'Ne var ki, bazı hukuk otoritelerimiz, herhalde batı örneklerinin etkisi ile, Sened-i İttifak’ı despot padişahın yetkilerini sınırlayan ‘Türkiye’deki ilk âmme hukuku kaidesi’ saymaktadırlar. Kanımızca, bu belge için ‘eşkiyalığın meşrulaştırılması’ deyimini kullanmak hiç de aşırı bir görüş değildir."[8]
Sened-i İttifak'ın İnsan Hakları Açısından Önemi
[değiştir | kaynağı değiştir]Sened-i İttifak, Osmanlı tarihinde devletin merkezî otoritesinin yetkilerini sınırlama yönünde atılmış ilk adımlardan biri olarak kabul edilmekte ve bu yönüyle önemli bir siyasal belge niteliği taşır. 1808 yılında imzalanan bu belge, her ne kadar halkın veya toplumun geniş kesimlerinin katılımıyla hazırlanmış olmasa da, iktidarın denetlenmesi ve sınırlandırılması fikrinin ilk kez yazılı olarak kayda geçmesi açısından dikkat çekicidir.
Belge, doğrudan halkı ya da halkın temsilcilerini değil; merkezî yönetim ile taşra eşrafı olan ayanları taraf kılmıştır. Bu yönüyle, modern anlamda katılımcı bir anayasal gelişme sayılması mümkün değildir. Ancak, mutlak monarşi anlayışı çerçevesinde şekillenmiş Osmanlı yönetim geleneği içinde iktidarın keyfî kullanımını sınırlamaya yönelik maddeler içermesi, belgenin tarihsel değerini artırmaktadır.
Sened-i İttifak, ayrıca Osmanlı hukuk tarihinde bir başka ilke bakımından da öne çıkar: Devletin uygulamalarında işkencenin yasaklanması yönünde hükümler içermesiyle, bu alanda yazılı düzenleme yapan ilk belge olarak önemlidir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve bireysel hakların korunması fikrinin Osmanlı düşünce yapısında ilk kez sınırlı da olsa ifadesini bulması açısından kayda değerdir.
Özetle, Sened-i İttifak, halkın doğrudan iradesine dayanmayan, sınırlı katılımlı bir belge olmakla birlikte; iktidarın sınırlandırılması, hukuki güvencelerin oluşturulması ve keyfî uygulamaların önlenmesi açısından Osmanlı devlet geleneği içinde önemli bir kırılma noktasıdır.
Sened-i İttifak'ın Biçimi
[değiştir | kaynağı değiştir]Sened-i İttifak, hukuki açıdan bir sözleşme anayasası (pacta conventa) niteliği taşımaktadır. Devletin merkezî otoritesi ile taşradaki güç odakları olan ayanlar arasında imzalanmış olması, onu maddi anlamda anayasa olarak değerlendirmeyi mümkün kılar. Zira, birden fazla iktidar odağının yetkilerini karşılıklı olarak sınırlandırdığı, sorumluluk ve hakları belirlediği bir belge niteliğindedir.
Maddi anlamda anayasa, bir devletin temel iktidar yapısını, yetki paylaşımını ve yönetim ilişkilerini fiilen düzenleyen her türlü kurallar bütünü anlamına gelir. Bu bağlamda, Sened-i İttifak, merkez-taşra ilişkilerini düzenleyen, yürütme gücünü belirli ölçüde sınırlayan ve yönetime karşı bazı denetim mekanizmaları öngören hükümleriyle, maddi anlamda anayasa özelliği taşımaktadır.
Buna karşın, şekli anlamda anayasa, bir devletin temel hukuk normlarını düzenleyen, belirli bir yasama süreciyle kabul edilmiş, halk iradesine veya temsilî bir kurula dayanan ve genellikle yazılı, sistemli bir metin olan anayasa türüdür. Sened-i İttifak, bu niteliklere sahip değildir. Ne halkın temsilcileri aracılığıyla oluşturulmuş ne de anayasal bir meşruiyet sürecinden geçmiştir. Dolayısıyla şekli anlamda anayasa olarak kabul edilmez.
Sonuç olarak;
Sened-i İttifak, hukuken sözleşme anayasası niteliğindedir; maddi anlamda anayasal özellikler taşır. Ancak, şekli anlamda anayasa değildir. Bu yönüyle, Osmanlı'da anayasal düşüncenin ilk izlerinden biri sayılmakla birlikte, modern anlamda anayasal bir belge olarak değerlendirilmesi sınırlıdır.
Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]- Türk Anayasa Hukuku Sitesinde Sened-i İttifak'la ilgili bölüm12 Aralık 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
- Sened-i İttifak'ın Latin alfabesine çevrilmiş aslı 12 Şubat 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Dış bağlantılar
[değiştir | kaynağı değiştir]- "Sened-i İttifak ile Magna Carta'nın Karşılaştırılması", Sina Akşin19 Temmuz 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Notlar
[değiştir | kaynağı değiştir]- ^ Eroğul, Anatüzeye Giriş, op. cit., s.174.
- ^ Sina Akşin: Türkiye Tarihi, Cem yayınevi,İstanbul, 2009, vol 3 975-406-565-9, p 95
- ^ Kemal Gözler (2004), Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa: Ekin Kitabevi Yayınları, sy.3-12
- ^ a b Shaw J.S., Shaw E.K., (1994), Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye: İkinci Cilt, İstanbul:E Yayınları.
- ^ a b c d e Niyazi Berkes (1978), Türkiye’de Çağdaşlaşma, İstanbul: Doğu-Batı Yayınları.
- ^ İlber Ortaylı (1995), İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İstanbul: Hil Yayın, sy. 23
- ^ "Sened-i İttifak ile Magna Carta'nın Karşılaştırılması" 19 Temmuz 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Sina Akşin.
- ^ Yalçın Küçük (1990), Aydın Üzerine Tezler, Cilt 1, s. 261. İstanbul: Tekin Yayınevi.