Kırklar Cemi
Kırklar Cemi veya kırklar meclisi, Alevilik ve Bektaşilikte önemsenen Muhammed'in, Miraç dönüşü katıldığı söylenen toplu ibadet törenidir.[1] Hikaye klasik Sünni miraç hikayelerinin aksine Muhammed'in Allahın emirlerini getiren bir kişilikten olmaktan çıkartılması ile, peygamberlik mührünü içeren yüzüğünü bir aslana vererek Allah ile görüşme faslına geçebildiğini anlatır. Hikayelerde İslam teolojisinin geliştirdiği Allah'ın hiçbir yaratılmışa benzetilemeyeceği ve içine giremeyeceği anlayışı yanında, Sünniliğin namaz, alkol yasağı, İslamda kadın ve erkeklerin ayrılması ve örtünme gibi geleneksel tutumlarına kısa göndermelerle meydan okunur.[2][3]
Aleviler bu olayı anmanın yanında dua etmek, şiir okumak ve ritüel dansı (Semah) yapmak üzere cemevi adı verilen mekanlarda bir araya gelirler. Semah, önemli bir ritüel dansıdır ve etkinliğin on iki yükümlülüğünden biridir. Bu dans, kadınlar ve erkekler tarafından birlikte ve eş zamanlı yapılır ve bir Dede tarafından yönetilir. Cem'i yönetecek uygun bir dede yoksa, cemaatin ilgili ritüelleri bilen herhangi bir başka üyesi de bu hizmeti yönetebilir. Kırklar cemi, düzenli aralıklarla, genellikle haftalık olarak yapılır.[4]
Kaynaklar
[değiştir | kaynağı değiştir]Alevi anlatıları sözlü aktarımlara dayalı, yüzyıllar içerisinde gelişen değişen ve olgunlaştırılan hikayelerdir. Bu hikayeler farklı vurgulara göre yeni şekiller kazanır ve dini törenlerde nesilden nesile aktarılır. Hikayeleri Buyruk örneğinde olduğu gibi kayda alma girişimleri bu hikayelerin belirli bir versiyonunu içerebilir veya ön plana çıkarabilir.[5]
Hikaye
[değiştir | kaynağı değiştir]Muhammed bineği Burak ile Mirac'a çıktığı gün kendisine bal, süt ve şarap (veya elma)[6] ikram edilir.
Muhammed'in önüne bir aslan çıkar. Muhammed'in gaipten duyduğu bir ses ile parmağındaki yüzüğü (peygamberlik yüzüğüdür) aslanın ağzına atması istenir. Böylece Muhammed aslanı atlatır ve Allah ile görüşür.
Muhammed Allah ile doksan bin kelam konuşur. Bunun otuz bini hakikatli sır olarak Ali'de kalır. Bu konuşmalar bir perde arkasından gerçekleşir. Ancak Ses tanıdıktır ve Alinin sesidir. Muhammed kendisiyle konuşanın kim olduğunu sorar. Cevap şöyledir, "Ben Allahım, ama seninle Alinin sesi ile konuşmayı seçtim".[7] Bir başka rivayette olay daha ileri boyuta taşınır; perde açılır ve Muhammed Alinin yüzünü görür.[8]
Şehre dönerken yolda bir Minada dergaha rastlar. Kapıyı çalar içeriden: "Kimsiniz*" diye sorarlar.
Muhammed: "Ben peygamberim içeriye girmek istiyorum" der. İçeriden: "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" diye cevap gelir. Muhammed bu şekilde iki kere geri çevrilir.
Muhammed ayrılırken gaipten bir ses ayrılmamasını kapıyı tekrar çalıp yeniden farklı bir şekilde yanıtlamasını söyler.
Bu sefer Muhammed: “Sırru’l-kayyûm, hâdimü’l-fıkarâyım, bir yoksulum, sizi görmek istedim der. Bu sefer kapı ardına kadar açılır. "Hoş geldin sefa getirdin, uğur getirdin" diye karşılanır.
İçeride 17'si kadın 22'si erkek tam 39 kişi vardır. Muhammed'e yer gösterilir. O da gösterilen yere oturur. Ali de meclistedir. Muhammed tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Muhammed sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır" denir. "Peki sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Muhammed. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir.[9]
Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek bıçağın ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her can'ın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu Selman-ı Pak'ın kanıdır.
Bir müddet sonra Selmân dışarıdan yanında bir üzüm tanesi ile gelir. Bu üzüm Allah'ın görüşme sırasında Hasan ve Hüseyin'e göndermek üzere perdenin altından Muhammed'e uzattığı bir salkım üzümün bir tanesidir.[10] Üzümü pay etmesini Peygamberden isterler. Peygamber Cebrâîl’in delâletiyle üzümü ezip şerbet (engür) eder ve kırklara pay eder. Kırklar mest-i elest olup, “Allah” deyip, üryan ve püryan semaha kalkarlar. Muhammed dahi semaha kalkar, imamesi başından düşer kırk pare olur, kırklar alıp bellerine bağlarlar.[11]
Muhammed, cennetten inerken Aslan'a verdiği yüzüğü Ali'de görür, bu yüzüğü daha önce de Allah'ın elinde görmüştür.[12] Onu kucaklar ve şöyle der: "Ali, eğer doğumunu kendi gözlerimle görmeseydim ve seni kendi ellerimle sarmamış olsaydım, senin Allah olduğuna inanırdım."[13][14]
Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]- ^ Alevîlik-bektaşîlik yazıları: alevîliğin yazıh kaynakları; Buyruk, Tezkire-i Şeyh Safi / Sönmez Kutlu. - Ankara : Ankara Okulu Yayınları, 2006
- ^ Allah, kudret eliyle aralarında yer alan perdenin altından Muhammed'e cennet yemeklerinden ikram etmiştir. Muhammed, kendisine uzanan Allah'ın kudret eli üzerinde, aslana vermiş olduğu yüzüğün bulunduğunu fark etmiştir. https://web.archive.org/web/20210207124232/http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1404/a117bf7a-fac5-4cd7-b6ff-94a54f8d9538.pdf
- ^ Pîr Sultan Abdal’ın başka bir şiirinde dem motifinden bahseden şu dörtlüğüne rastlanmaktadır. Yer gök arasına nizamlar kuran Ak kâğıt üstüne yazılar yazan Engür şerbetini Kırklar’a ezen Ali bir, Muhammed Ali’dir Ali. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4202719
- ^ Ina Wunn in: Muslimische Gruppierungen in Deutschland: Ein Handbuch; Verlag Kohlhammer; ISBN 3-17-019534-4
- ^ Yıldırım, Rıza (2019). "The Safavid–Qizilbash Ecumene...". Iranian Studies. 52 (5–6).
- ^ "Arşivlenmiş kopya". 24 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Şubat 2026.
- ^ Tanrı'yla doksan bin kelam söyleşir. Konuşmada kendisine hitap eden sesin Ali olduğunu fark eder. (“Sırr-ı Ali”) Şerhu Hutbeti'l-Beyân'da şöyle açıklanır: “Abdullah b. Ömer eyidir: Ben işittim Rasul Hazretine sual eylediler ki, Ya Rasulallah mirac gecesi Hak Teâlâ sana ne dilce hitâb etdi? Rasul Hazreti: Bana Ali b. Ebî Tâlib lügatıyla hitab kıldı ve gönlüme bunu ilham eyledi kim, eyitdim: Ya Rabbi, bana hitab iden sen misin yohsa Ali midir? Rabbim bana eyitdi: “Ya Ahmed ben Adem oğlu olunmazam. Ve şüpheli nesnelerle sıfatlanmazam. Seni benim nurumdan yaratdım. Ve Ali’yi senin nurundan yaratdım ve anı senin gönlün sarayına muttalî kıldım ve senin gönlüne Ali’den sevgilü kimse bulmadım, dahi sana anın diliyle hitab eyledim”"Alevilikte Miraç ve Kırklar Kavramı". 24 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2020.
- ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 7 Şubat 2021 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Şubat 2026.
- ^ "Alevilikte Miraç ve Kırklar Kavramı". 24 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2020.
- ^ Allah'ın, makamına ulaşan Muhammed ile bin bir ya da doksan bin kelâm konuştuğu belirtilmektedir. Ayrıca Allah, kudret eliyle aralarında yer alan perdenin altından Muhammed'e cennet yemeklerinden ikram etmiştir. Muhammed, kendisine uzanan Allah'ın kudret eli üzerinde, aslana vermiş olduğu yüzüğün bulunduğunu fark etmiştir. Sonrasında ise pençe ya da tarik erkânından geçirilmiştir. Allah bizzat kudret eliyle ya da kudret elinde bulunan tarik isimli değnek ile Muhammed'in sırtına vurarak onu erkândan geçirmiştir. Erkândan geçen peygamber, Allah'ın cemâlini görmek istemiştir. Allah, ona Ali sûretinde göründükten ya da Ali'nin sesi ile hitap ettikten sonra torunları Hasan ve Hüseyin'e hediye olarak götürmesi için bir salkım cennet üzümü ikram etmiştir. Peygamber, Allah'ın huzurundan ayrılırken elindeki salkımdan bir üzüm tanesini yanı başında beliren ve şey'ullah/şeydu'llahını dileyen Selman-ı Farisî'nin keşkullahına koymuşhttps://web.archive.org/web/20210207124232/http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1404/a117bf7a-fac5-4cd7-b6ff-94a54f8d9538.pdf
- ^ "Alevilikte Miraç ve Kırklar Kavramı". 24 Ocak 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Eylül 2020.
- ^ Allah, kudret eliyle aralarında yer alan perdenin altından Muhammed'e cennet yemeklerinden ikram etmiştir. Muhammed, kendisine uzanan Allah'ın kudret eli üzerinde, aslana vermiş olduğu yüzüğün bulunduğunu fark etmiştir. https://web.archive.org/web/20210207124232/http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/1404/a117bf7a-fac5-4cd7-b6ff-94a54f8d9538.pdf
- ^ Literatur: Hadji Bektach: Un Mythe Et Ses Avatars: Genhse Et Evolution Du Soufisme Populaire En Turquie; Brill Academic Pub, 1998; ISBN 90-04-10954-4, Cem Kirklar auf S. 17–24, S. 51, S. 227–236 - (französisch)
- ^ Alevîlik-bektaşîlik yazıları: alevîliğin yazıh kaynakları; Buyruk, Tezkire-i Şeyh Safi / Sönmez Kutlu. Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2006