Davud Paşa Camii
Caminin dıştan görünümü | |
![]() | |
| Genel bilgiler | |
|---|---|
| Durum | Faal |
| Mimari tarz | Osmanlı mimarisi (Ters T / Tabhaneli plan) |
| Konum | Cerrahpaşa, Fatih, İstanbul |
| Adres | Cerrahpaşa Mh., Ağa Baba Sk. / Hekimoğlu Alipaşa Cd. No:101 |
| Koordinatlar | 41°00′24″K 28°56′16″D / 41.00667°K 28.93778°D |
| Yaptıran | Koca Davud Paşa |
| Tamamlanma | 1485) |
| Yenileme | 1766-1767, 1945-1948, 1960, 1980'ler |
| Yenileyen | Hassa Başmimarı Tâhir Ağa (1766), Ekrem Hakkı Ayverdi (1945) |
| Mülkiyet | Vakıflar Genel Müdürlüğü |
| Teknik ayrıntılar | |
| Yapı sistemi | Yığma kâgir |
| Malzeme | Kesme küfeki taşı |
| Boyut | 18,20 x 18,19 m (İç ölçüler) |
| Minber? | Mermer (Sade ve silmeli) |
| Hazîre? | Mevcut (Koca Davud Paşa Türbesi) |
| Kubbe sayısı | 1 (ana kubbe), 5 (son cemaat yeri) |
| Minare sayısı | 1 |
| Kitâbesini yazan | Şeyh Hamdullah |
Davud Paşa Camii (veya Davut Paşa Camii), İstanbul'un Fatih ilçesinde, Cerrahpaşa ile Kocamustafapaşa semtleri arasında kendi adıyla anılan mahallede yer alan, II. Bayezid dönemi sadrazamlarından Koca Davud Paşa tarafından 1485 yılında yaptırılmış tarihi ibadethanedir.[1]
Erken dönem Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan yapı, İstanbul'un fethinden sonra sur içinde inşa edilen ve "tabhaneli" (zaviyeli) olarak adlandırılan ters T planlı camilerin son ve en gelişmiş örneklerinden biridir.[2]
Tarihçe
[değiştir | kaynağı değiştir]Cami ve külliyesi, II. Bayezid'in veziri Koca Davud Paşa tarafından Hicri 890 (Miladi 1485) yılında inşa ettirilmiştir.[3] Dönemin kaynaklarından Âşıkpaşazâde Tarihi'nde, paşanın bir imaret ve ulu bir cami yaptırdığı, ayrıca bölgeye "latif bir su" getirdiği kaydedilmiştir.[1] 1546 tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri'nde yapının konumu, bugün sadece kaidesi kalan Arcadius Sütunu'na (Dikilitaş) atıfla "Dikilitaş yakınında, Avratpazarı'nda" şeklinde tarif edilmiştir.[1]
Yapı, tarih boyunca İstanbul'un geçirdiği büyük depremlerden ve yangınlardan önemli ölçüde etkilenmiştir:
- 1648 Depremi: Cami ve külliye binaları zarar görmüş, mihrap sofasının kubbesi ve duvarları ile son cemaat yeri kemerlerinin tamire muhtaç hale geldiği kayıtlara geçmiştir.[1]
- 1766 Depremi: Büyük İstanbul depreminde hasar gören yapı, 1766-1767 yıllarında Hassa Başmimarı Tahir Ağa nezaretinde onarılmıştır. Minarenin bu onarım sırasında yenilendiği düşünülmektedir.[1]
- 1782 Yangını: Şehri harap eden büyük yangında cami ve çevresi de zarar görmüştür.[1]
- 1894 Depremi: Caminin son cemaat yeri bu depremde tamamen yıkılmış ve uzun yıllar harabe halinde kalmıştır.[4]
Yapı, Cumhuriyet döneminde kapsamlı bir restorasyon sürecine girmiştir. 1945-1948 yılları arasında Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından yapılan onarımlarda, yıkık durumdaki son cemaat yeri kubbeleri aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş, mihrap yenilenmiş ve betonarme takviyeler yapılmıştır.[5] 1960'larda Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tekrar elden geçirilen caminin şadırvanı ise 1980'lerde halkın yardımlarıyla ihya edilmiştir.[3]
Mimari özellikler
[değiştir | kaynağı değiştir]Plan ve dış yapı
[değiştir | kaynağı değiştir]Davud Paşa Camii, ana ibadet mekânının yanlarında gezici dervişler veya misafirler için "tabhane" odalarının bulunduğu, "ters T" veya "zaviyeli" cami plan şemasının İstanbul'daki en olgun uygulamalarından biridir.[1] Yapı, tamamen kesme küfeki taşı kullanılarak inşa edilmiştir ve sade, vakur bir görünüme sahiptir.[3]
Caminin ana harim kısmı, yaklaşık 18,30 metre çapında büyük bir kubbe ile örtülüdür. Kubbeye geçiş, köşelerdeki zengin mukarnaslı tromplarla sağlanmıştır.[1] Mihrap, yapının ana kütlesinden dışarıya doğru beş kenarlı bir çıkıntı (projeksiyon) yapar ve üzeri yarım bir kubbe ile örtülüdür.[3]
Yan kanatlarda bulunan tabhane odaları ise birer kubbe ile örtülüdür. Bu odaların Son cemaat yerine bakan kısımları, aslında dışarıya kemerli eyvanlar şeklinde açık olup, 15. yüzyıl mimarisinin karakteristik bir özelliğini yansıtır.[5]
Son cemaat yeri
[değiştir | kaynağı değiştir]Yapının girişindeki son cemaat yeri, altı adet granit sütun üzerine oturan beş kubbeli bir revaktan oluşur.[3] Sütun başlıkları baklavalı tiptedir. 1894 depreminde yıkılan bu bölüm, 1940'lardaki restorasyona kadar ahşap bir çatıyla örtülü kalmış, daha sonra orijinaline uygun olarak kâgir şekilde yeniden yapılmıştır.[1]
Taçkapı üzerinde bulunan dört beyitlik Arapça kitabenin hattı, ünlü hattat Şeyh Hamdullah'a aittir.[3] Kitabe metninin Kemalpaşazade'ye ait olduğu rivayet edilse de, bazı kaynaklar buna şüpheyle yaklaşmaktadır.[1]
İç mekân ve süslemeler
[değiştir | kaynağı değiştir]Caminin içi oldukça sadedir. 1945 yılındaki onarımlar sırasında sıva altından 15. yüzyıla ait çok değerli kalem işi süslemeler ve bir yazı kuşağı ortaya çıkarılmıştır. Kırmızı, koyu yeşil ve sarı renklerin hakim olduğu bu süslemelerde rumi motifler, palmetler ve hatayi üslubu görülmüştür.[5] Ancak bu erken dönem bezemelerinin büyük kısmı günümüzde ya sıva altındadır ya da zamanla kaybolmuştur.
Mihrap ve minber klasik dönem üslubunu yansıtır, ancak mihrabın 1948 onarımında yeniden yapıldığı bilinmektedir.[3]
Minare
[değiştir | kaynağı değiştir]Caminin sağ köşesinde bulunan tek şerefeli minare, yapının inşa edildiği 15. yüzyıl ile daha sonraki dönemlerin üslubunu bir arada taşır. Kürsü ve pabuç kısımları, erken döneme özgü yayvan baklava motifleriyle süslüyken, gövde kısmı daha incedir. Minarenin gövdesinin 1766 depreminden sonra yenilendiği, cami kütlesiyle birleştiği noktadaki özgün kemer detayından ve mimari üsluptan anlaşılmaktadır.[1]
Külliye yapıları
[değiştir | kaynağı değiştir]Cami, bir külliyenin merkezini oluşturmaktadır. Külliyenin diğer unsurları şunlardır:
- Medrese: Caminin kuzeydoğu tarafında, avlu duvarının dışında yer alır. Klasik Osmanlı medresesi tipinde, "U" şeklinde revaklı bir avlu etrafında dizilmiş 16 hücre ve bir dershaneden oluşur.[5] Medresenin sütun ve başlıklarında Bizans dönemine ait devşirme malzemeler kullanılmıştır.[1] Uzun süre bakımsız kalan ve amacı dışında kullanılan yapı, İstanbul'un en eski medreselerinden biri olması bakımından önem taşır.
- Türbe: Caminin kıble yönünde (arka tarafında) bulunan sekizgen planlı, kesme taştan yapılmış türbede külliyenin banisi Koca Davud Paşa medfundur.[3] Türbenin girişinde iki sütunlu bir revak bulunur. Kapı kemeri üzerindeki kitabede "Derviş Davud" ismi geçer.
- Çeşme: Avlu kapısının dışındaki çeşme, 1485 tarihli kitabesiyle İstanbul'daki en eski tarihli Türk çeşmesi olma özelliğini taşır.[1] Kesme taştan, sade ve sivri kemerli bir yapıdır.
- Mektep ve İmaret: Külliyeye ait olduğu bilinen sıbyan mektebi ve imaret (aşevi) günümüze ulaşmamıştır. Mektebin bulunduğu alana daha sonra bugünkü okul binası yapılmıştır.[5]
Ayrıca bakınız
[değiştir | kaynağı değiştir]Galeri
[değiştir | kaynağı değiştir]-
Caminin dıştan genel görünümü
-
Son cemaat yeri ve şadırvan avlusu
-
Caminin giriş cephesi
-
Kubbe içi kalem işleri ve pandantifler
-
Mihrap
-
Minber
-
İç mekân süsleme detayı
Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]- ^ a b c d e f g h i j k l m Semavi Eyice. "Dâvud Paşa Külliyesi". TDV İslâm Ansiklopedisi. 13 Aralık 2025 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ocak 2026.
- ^ Ayverdi, Ekrem Hakkı. Osmanlı Mi‘mârîsi Fatih Devri. III.
- ^ a b c d e f g h "Davutpaşa Camii". Fatih Kaymakamlığı. 10 Aralık 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Ocak 2026.
- ^ Eldem, Halil Ethem (1932). Camilerimiz. İstanbul.
- ^ a b c d e Ekrem Hakkı Ayverdi. "Davud Paşa Camii, Medresesi, Türbesi ve Mektebi". İstanbul Ansiklopedisi. 8. ss. 4291-4296.
