Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü
| CTE | |
|---|---|
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü kurumsal logosu | |
| Genel bilgiler | |
| Kuruluş tarihi | 1923 |
| Bağlılığı | Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı |
| Adres | Hacıbayram Mah., Agah Efendi Sk. No:70/1, 06050 Altındağ, Ankara, Türkiye |
| Personel sayısı | 70.736 (Eylül 2021 itibarıyla) |
| Yıllık bütçe | 9.639.043.000 ₺ (2021)[1] |
| Yönetici(ler) |
|
| Web sitesi | cte.adalet.gov.tr |
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE), Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığına bağlı ceza infaz kurumları, denetimli serbestlik müdürlüklerinden sorumlu devlet kurumudur.
Tarihçe
[değiştir | kaynağı değiştir]Türkiye'de hapis ve iş esaslı modern manada ceza infaz kurumları, 170 yıllık bir tarihe sahiptir. Hükümlü ve tutukluların kapatıldığı zindan benzeri mekânlar olan mahbeslerden, mahkûmları ıslah etmeyi amaçlayan XIX. yüzyıl icadı hapishanelere geçiş süreci, Osmanlı Devleti’nde 1851 yılında ilk modern ceza kanununun yürürlüğe girmesine paralel olarak başlamıştır. 1856 yılında ilân edilen Islahat Fermanı’nda yer alan bir maddeyle milletlerarası boyut kazanan “Osmanlı mahbesilerinin ıslahı meselesi”, İngiltere'den getirilen Binbaşı Gordon adlı bir uzmanın danışmanlığında 1858 yılında suça ve cezaya göre farklılık arz edecek çeşitli tevkif ve ceza evlerinin inşası düşüncesini beraberinde getirmiştir. Aynı yıl yürürlüğe giren ve 1810 Fransız ceza kanununun Ahmed Cevdet Paşa tarafından yerli şartlara uydurulmasıyla nihai şeklini alan Ceza Kanunu ile bedene yönelik cezalardan hapis cezasına geçiş resmiyet kazanmıştır. Bu kapsamda, İstanbul'da 1846 yılında bir polis tutukevi olarak faaliyete geçen ancak bir hapishane halini alan Zabtiye Tevkifhanesi'nden ek olarak şehirde başka tevkifhaneler açılmıştır. Taşrada da ilki Yanya'da açılan hapishaneler ve ağır ceza mahkûmlarının tutulduğu iş esaslı bölge kürek merkezleri yavaş yavaş eski mahbeslerin yerini almaya başlamıştır. Meşhur Tersane Zindanı'nın kapatılması sonrasında 1871 yılı başında İstanbul Sultanahmed Meydanı'nda açılan Hapishane-i Umumi, Türkiye ceza infaz tarihinin koğuş esaslı ilk model hapishanesidir.
1846 sonrası
[değiştir | kaynağı değiştir]Ceza infaz kurumlarının iç idaresi, güvenliği, denetlenmesi, hükümlü ve tutukluların günlük ihtiyaçları ile ilgili hususlar 1846 yılından itibaren, başta İstanbul'dakiler olmak üzere, Zabtiye Müşirliği/Nezareti (sonradan Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı) sorumluluğunda iken; inşaat ve tamirat gibi konularla daha çok Dahiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı) ilgilenmiş gözükmektedir. Mahkûmların cezalarının infazı ile ilgili adli işler ise Adliye Nezareti ve bugünkü Yargıtay'ın selefi olan Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye tarafından yürütülmüştür. 1911 yılında Dahiliye Nezareti'ne bağlı Hapishaneler Müdiriyeti'nin kurulması ile ceza infaz kurumlarının merkezî bir idare altında alınması için ilk adım atılmıştır. 22 Aralık 1913 yılında Hapishaneler Müdiriyet-i Umumiyyesi adını alan bu kurum, 1 Haziran 1929 yılında Adalet Bakanlığı'na bağlanan bugünkü Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü'nün temelini oluşturmaktadır. Bu geçiş sırasında umum müdürlük yapan Efdaleddin Bey (Tekiner), Türkiye'nin ilk bilimsel tarihçilerinden biri olmasının yanı sıra, ceza infaz tarihimizde de kendine hususi bir yer edinecek çalışmalara öncülük etmiştir. 1916 yılında Almanya uzman Dr. Paul Pollitz'in Osmanlı Hapishaneleri Umum Müfettişliği'ne atanmasıyla birlikte, ceza infaz kurumlarının mimarisi ve idaresinde Avrupa'daki örnekler resmen model alınmaya başlanmıştır. Cumhuriyet döneminde Avrupa'daki ceza infaz kurumlarını yerinde incelemek üzere görevlendirilen ilk yetkili olan hakim namzedi Mutahhar Şerif Başoğlu'nun Ceza ve Tevkif Evleri genel müdürlüğe getirilmesi sonrasında, Adliye Vekili Şükrü Saracoğlu döneminde tedrici serbestlik (systeme progressif) sistemine geçilmesi kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda, 1 Ekim 1936 yılında açılan "İmralı Adası Sosyal Sanatoryumu" ile birlikte iş esaslı ceza infazına geçilmiş ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 13. maddesinde 1937 tarihinde yapılan değişiklikle infazın ilk aşamasında altı aydan üç yıla kadar değişebilen sürelerde geceli gündüzlü hücre hapsi uygulaması benimsenmiştir. Hemen akabinde de, 3408 sayılı ve 06.06.1938 tarihli Kanun ile Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. II. Dünya Savaşı yılları sırasında bu reform çabalarına devam edilmiş ve sırasıyla 1941 yılında Ceza ve Tevkif Evleri Nizamnamesi, 1943 yılında ise Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü Teşkilatı Kanunu çıkarılmıştır. Ayrıca aşamalı ceza infaz sisteminin uygulanabilmesi için 1945 yılında Dalaman'da, 1948 yılında ise Edirne'de, iş esaslı açık tarım cezaevleri inşa edilerek kullanıma sokulmuştur. II. Dünya Savaşı'nın seferberlik yıllarında, erkek nüfusun sivil üretimden orduya kaydırılmasıyla doğan işgücü boşluğu, kısmen de olsa mahkûm emeği ile giderilmeye çalışılmıştır.
1950 sonrası
[değiştir | kaynağı değiştir]Yeniden çok partili siyasi hayata geçilen 1950'li yılların başlarında, hem ceza kanununda hapis cezası süreleri yeniden uzatılırken, başta A ve B tipi olmak üzere kaza ve vilayet merkezlerindeki kapalı cezaevleri yenilenmeye ve yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Bölge cezaevi, E tipi cezaevi, telefon direği olarak anılan blok tipi cezaevi ve çocuk cezaevi gibi kavramlar ilk kez bu yıllarda CTE Genel Müdürlüğü gündemine girmiştir. Kayseri'de o dönemde bir “mıntıka cezaevi”nin inşasına başlanmış, onu Edirne izlemiştir. Bayındırlık Bakanlığı mütehassıslarının Batı’daki cezaevlerini planlarını incelemeleri neticesinde mevcut A ve B tipleri tadil edilirken; 1954 itibarıyla cezaevi tiplerinin beşe çıkartılmasına karar verilmiştir. Birleşmiş Milletler ile işbirliği arayışlarına girilen bu dönemde öne çıkan amaç, Osmanlı döneminin sonlarında olduğu gibi, “medeni memleketlerde var olan türden cezaevi binalarına sahip olmak” şeklinde ifade edilmiştir.
1965'te çıkarılan 647 sayılı İnfaz Kanunu ve 68517 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tevkifhanelerin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük, 2000'li yıllara kadar Türkiye'deki ceza infaz tatbikinin hukuki zeminini oluşturmuştur. İnşasına 1956 yılında başlanmış olmasına ragmen, tam 12 sene sonra, 1968 senesinde açılan Sağmalcılar (Bayrampaşa) Cezaevi, bu dönemde faaliyete başlayan en büyük bölge hapishanesidir. İstanbul'daki ikinci büyük bölge hapishanesi olan Metris Cezaevi ise 1981'de faaliyete geçmiştir. 1965-2000 arası dönem, Türkiye ceza infaz kurumlarında terör suçları hükümlüleri ve zanlılarının sayılarının artmasına tanıklık etmiş ve 1991 yılında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nu çıkartılmasıyla sadece ceza hukukunda değil, ceza muhakemâtı ve infazında da yeni düzenlemeler zaruri hale gelmiştir.
Ceza infaz kurumlarında devlet otoritesinin giderek azaldığı 1990'lı yılların sonunda, önce 1997 yılında çıkarılan 4301 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumunun Kuruluş ve İdaresine İlişkin Kanun yürürlüğe girmiş; takip eden 2001-2005 yılları arasında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu; 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu, 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu, 5327 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 5320 Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanun, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile mevzuatta köklü ve bütüncül bir dönüşüm gerçekleşmiştir. 2000'li yıllarda faaliyete geçen yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları ile koğuş yerine oda sistemi temelli yeni mekânlar Türkiye ceza infaz tarihinde yerini almıştır.[3]
Görevleri
[değiştir | kaynağı değiştir]Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:[4]
- Ceza infaz kurumları ve tutukevlerini yönetmek, denetlemek ve hesap işlerini izlemek, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumuna ilişkin mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek,
- Hükümlü ve tutukluların giydirilmesi, beslenmesi, yatırılması, eğitilmesi, çalıştırılması ve muhtaç durumda bulunanların tedavi giderlerinin karşılanması işleri ile 30/6/1934 tarihli ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanunda gösterilen her türlü işlemleri yapmak,
- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri ile küçüklerin cezalarının yerine getirileceği infaz kurumları ve eğitimevlerinin, haklarında tedbir uygulanmış olan küçüklerin yerleştirileceği kurumların, müşahade merkezlerinin, küçüklerin kısa sürelerde kabul edilecekleri kurumların ve küçüklere mahsus tutukevlerinin çağdaş ölçülere uygun tesis, yapım, onarım, satın alma ve kira işleri ile ilgili program ve projeleri hazırlamak, geliştirmek, uygulamak, bu kurumları sevk ve idare etmek ve buralara alınmış küçüklerin korunma, bakım ve eğitim işlerinin kontrolünü yapmak,
- Ceza infaz kurumları ve tutukevleri, eğitim merkezleri, çocuk infaz kurumları ve eğitimevleri ile müşahade merkezlerinde görevli personelden; atanmaları Bakanlığa ait olanların atanma, yükselme, yer değiştirme, kadro, izin, istifa, emeklilik, dava ve disiplin gibi her türlü özlük işlemlerini, atanmaları adli yargı adalet komisyonlarına ait olanların kadro ve özlük işlemleri ile bunlara ilişkin adli yargı adalet komisyonu kararlarının incelenmesi ve onaylanması işlemlerini yürütmek, bu kurumlardaki bütün personelin hizmet öncesi, adaylık, hizmet içi ve görevde yükselme eğitimlerini yapmak veya yaptırmak, gerektiğinde özlük işlemlerine ilişkin olarak Personel Genel Müdürlüğü, eğitim faaliyetleri yönünden Eğitim Dairesi Başkanlığı ile koordinasyonu sağlamak,
- Çocuk suçluluğu konusunda Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden alınacak istatistiki bilgileri değerlendirmek, çocuk suçluluğunun önlenmesi amacıyla çalışmalar yapmak ve bu hususta yerli, yabancı ve milletlerarası kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak,
- Görev alanına giren konularda velayet ve vesayetin kaldırılması ve küçüklere vasi tayinine dair işlemleri takip etmek,
- Çocuk mahkemeleri ile olan ilişkilerinin düzenlenmesi konularında eğitimi güç küçüklerin yerleştirildiği kurumlarla küçüklerin zararlı yayınlardan korunması, filmlerin küçükler yönünden kontrolü, çeşitli iş yerlerinde çalışan küçükler bakımından çalışma şartları, küçüklerin yerleştirileceği tedavi kurumları ve sosyal servislerin tespiti hususunda ilgili bakanlık ve kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapmak,
- Cezaları infaz edilen hükümlülerin işe yerleştirilmeleri konusunda, infaz sonrası yardım müesseseleri ve diğer kurumlarla işbirliği yapmak,
- Hükümlülerin müşahadeye tabi tutulma işlerini yürütmek,
- Hükümlü ve tutukluların sevk ve nakil işlerini yürütmek,
- 3/7/2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile verilen görevleri yapmak,
- İlgili mevzuat hükümlerine göre infaz işlerini düzenlemek,
- Kurumlarda hükümlülerin ve tutukluların eğitim ve öğrenim işlerini düzenlemek,
- Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.
Denetimli Serbestlik
[değiştir | kaynağı değiştir]Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimli serbestlik sistemi; şüpheli, sanık veya hükümlünün toplum içinde denetim ve takibinin yapıldığı, iyileştirilmesi ve topluma kazandırılması için ihtiyaç duyulan her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı bir infaz, denetim ve iyileştirme sistemidir.[5]
Denetimli Serbestliğin Tarihçesi ve Gelişimi
[değiştir | kaynağı değiştir]Denetimli serbestlik, modern ceza adalet sistemlerinde suç işleyen bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını amaçlayan çağdaş bir infaz modeli olarak ön plana çıkmaktadır. Bu sistemin kökeni, 19. yüzyılda İngiltere'de ortaya çıkan ve suçluların mahkûmiyet almadan topluma kazandırılmasını hedefleyen “probation” uygulamasına dayanmaktadır. Denetimli serbestlik, bireylerin özgürlüklerinden tamamen yoksun bırakılmadan cezalarını infaz etmelerine imkân tanıyarak topluma uyum sağlamalarını ve sosyal entegrasyonlarını desteklemeyi amaçlamaktadır.[5]
Türkiye'de ise denetimli serbestlik uygulamaları, Batı ülkelerindeki gelişmelerin etkisiyle şekillenmiş ve 2005 yılında yürürlüğe giren 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile yasal ve kurumsal bir çerçeveye kavuşmuştur. Bu tarihten önce, çeşitli adli kontrol yöntemleri uygulanmakla birlikte kapsamlı ve sistemli bir denetimli serbestlik yapılanması bulunmamaktaydı. Türk ceza infaz sistemi uzun yıllar boyunca daha çok kapalı cezaevlerine dayalı bir anlayışla yürütülmüş; ancak zaman içinde uluslararası sözleşmelerin etkisiyle ve insan hakları standartlarının yükselmesiyle bireylerin toplumdan tamamen izole edilmeden toplum içinde cezalarının infaz edilmesine yönelik zaruret ön plana çıkmıştır.
2005 yılından itibaren denetimli serbestlik kurumu Türkiye'de hızla gelişerek sadece sanık ve hükümlülerle sınırlı kalmamış, aynı zamanda bağımlılıkla mücadele, çocuk suçluluğu ve mağdur hakları gibi çeşitli alanlarda da uygulanmaya başlanmıştır. Özellikle 2012 yılında yapılan mevzuat değişiklikleriyle sistemin kapsamı genişlemiş ve alternatif infaz yöntemleri daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Böylece suçluların toplumsal yaşamdan bütünüyle kopmadan topluma kazandırılması hedeflenmiştir.
Denetimli serbestlik sadece bir ceza infaz yöntemi değil; aynı zamanda bireylerin yeniden topluma kazandırılmasını ve toplumsal barışın güçlendirilmesini hedefleyen önemli bir sosyal dönüşüm aracı olarak değerlendirilmektedir. 19. yüzyılın sonlarına doğru Amerika Birleşik Devletleri'nde gelişerek uygulanmaya başlanan denetimli serbestlik, günümüzde Kıta Avrupası başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde çeşitli modelle uygulanmaktadır.
Çağdaş hukuk sistemlerinde denetimli serbestlik; insan haklarına saygıyı esas alan, bireylerin onurunu zedelemeyen ve kişilik haklarını koruyan insani bir yaklaşımı benimseyerek ceza adalet sisteminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Özellikle onarıcı adalet anlayışının güçlenmesiyle birlikte, cezaların bireyselleştirilmesi ve insan haklarına saygı ilkeleri ön plana çıkmış; cezalandırma anlayışı yalnızca mağduru esas alan intikamcı bir anlayıştan uzaklaşarak, suçlunun topluma kazandırılmasına odaklanan bir yapıya dönüşmüştür.
Modern hukukta cezanın temel işlevi artık sadece caydırıcılık veya cezalandırma değil, aynı zamanda bireyin eğitilmesi ve sosyalleşmesini sağlama yönünde şekillenmiştir. Özellikle insan haklarına dayalı ceza infaz sistemlerinin gelişmesiyle birlikte denetimli serbestlik uygulamaları daha da önem kazanmış; yapılan yasal düzenlemelerle kapsamı genişletilmiş ve insan odaklı infaz rejimleri öncelik kazanmıştır.
Elektronik izleme gibi teknolojik uygulamaların yaygınlaşması, hükümlülerin uzmanlar tarafından kapsamlı değerlendirmelere tabi tutulması ve bu değerlendirmeler ışığında bireysel risk ve ihtiyaçlarına göre eğitim ile rehabilitasyon programlarına yönlendirilmeleri denetimli serbestlik sisteminin daha sistematik, hızlı ve etkili bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır. Tüm bu gelişmeler, denetimli serbestlik sisteminin daha güçlü bir yapıya ulaşmasına katkı sağlamış; toplumsal barışı koruyan ve bireyleri topluma kazandırmayı hedefleyen bir anlayışın yaygınlaşmasına imkân tanımıştır. Çünkü suç, toplumsal huzuru bozan bir olgudur ve suç işleyen bireylere ikinci bir şans verilerek onların topluma uyum sağlamaları, barış ve huzurun yeniden inşasına denetimli serbestlik sistemi hizmet etmektedir.[6]
Teşkilat Yapılanması
[değiştir | kaynağı değiştir]Denetimli serbestlik hizmetleri, merkez teşkilatında Adalet Bakanlığına bağlı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yer alan Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, taşra teşkilâtında (il ve ilçelerde) adalet komisyonunun bulunduğu yerlerde Cumhuriyet başsavcılıklarına bağlı denetimli serbestlik müdürlükleri ile koruma kurulları tarafından yürütülmektedir.
Merkez Teşkilat
[değiştir | kaynağı değiştir]5402 sayılı Denetimli Serbestlik Kanunu gereğince denetimli serbestlik hizmetlerini merkez teşkilatta yürütmek üzere kurulan Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, Kanun'un 9'uncu maddesinde sayılan ve ilgili mevzuatta verilen görevleri yerine getirmektedir.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığında; bir Daire Başkanı, yeterli sayıda tetkik hâkimi, şube müdürü, şef, denetimli serbestlik uzmanı ve denetimli serbestlik memuru görev yapmaktadır.
Daire Başkanlığı bünyesinde Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü, Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü, Denetimli Serbestlik Stratejileri Şube Müdürlüğü, Elektronik İzleme Şube Müdürlüğü, İyileştirme Hizmetleri Şube Müdürlüğü ve Koruma Kurulları Şube Müdürlüğü faaliyetlerini yürütmektedir.
Taşra Teşkilatı
[değiştir | kaynağı değiştir]Denetimli serbestlik hizmetleri; adalet komisyonunun bulunduğu 149 merkezde denetimli serbestlik müdürlükleri ile koruma kurulları tarafından yürütülmektedir.
Müdürlüklerin yetki alanı, adalet komisyonunun; müdürlük bulunmayan ilçelerde kurulan büroların yetki alanı, bulundukları ilçenin yargı çevresi ile sınırlıdır.
Denetimli serbestlik müdürlüklerinde; bir müdür, yeterli sayıda müdür yardımcısı, bürolarda birer şef, yeterli sayıda denetimli serbestlik uzmanı ve memuru, benzeri alanlarda eğitim almış ve denetimli serbestlik hizmetlerinde geçici olarak görevlendirilen uzman personel ile diğer hizmetleri yürütecek görevliler bulunmaktadır.
Müdürlüklerde;
- Gelen Evrak Bürosu,
- Kayıt Kabul Bürosu,
- Değerlendirme ve Planlama Bürosu,
- İnfaz Bürosu,
- Eğitim ve İyileştirme Bürosu,
- Denetim Bürosu,
- Çocuk Hizmetleri Bürosu,
- Koruma Kurulları Bürosu,
- İdari ve Mali İşler Bürosu,
- Bağımlılıkla Mücadele Bürosu bulunmaktadır.
İlgili mevzuat uyarınca verilen 14 farklı karar ve 41 tedbir/yükümlülük türünün iş, işlem ve görevleri Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre denetimli serbestlik müdürlüklerince yerine getirilmektedir.[6]
Denetimli Serbestlik Uygulama Alanları
[değiştir | kaynağı değiştir]İlgili mevzuat uyarınca yargı mercileri (mahkemeler, Cumhuriyet savcılıkları, infaz hâkimleri) tarafından;
Tutuklamaya Alternatif Adli Kontrol Tedbirleri kapsamında «hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak, konutunu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek» gibi kararlar,
Şarta Bağlı Erken Tahliye Kararı kapsamında «kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırma, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma, belirlenen yer veya bölgelere gitmeme, belirlenen programlara katılma» gibi yükümlülükler,
Tedavi ve Denetimli Serbestlik Kararları kapsamında uyuşturucu madde kullananlara yönelik tedavi ve rehabilitasyon faaliyetleri,
Çocuğun Denetim Altına Alınması Kararı kapsamında yürütülen rehberlik ve iyileştirme çalışmaları,
Adli Para Cezasına Karşılık Kamuya Yararlı Bir İşte Ücretsiz Olarak Çalıştırma Kararı başta olmak üzere, 14 farklı karar türünde denetimli serbestlik tedbiri/yükümlülüğü verilmektedir.[7]
Risk ve İhtiyaç Belirleme
[değiştir | kaynağı değiştir]Yetişkin yükümlüler için geliştirilen ARDEF (Araştırma ve Değerlendirme Formu) ve uyuşturucu bağımlılarına yönelik ARDEF191 formları aracılığıyla risk ve ihtiyaç analizleri yapılarak bireysel müdahale planlarının oluşturulmasında kullanılmaktadır. Ayrıca çocuklar için geliştirilen DENGE Programı, suça sürüklenen çocukların topluma kazandırılmasını hedeflemektedir.
İyileştirme Faaliyetleri
[değiştir | kaynağı değiştir]Denetimli serbestlik sürecinde yükümlülere bireysel görüşmeler, grup çalışmaları, seminerler, mesleki eğitimler ve boş zaman yapılandırmasına yönelik faaliyetler sunulmaktadır. Yükümlüler bu süreçte psikolog, sosyal hizmet uzmanı, sosyolog ve öğretmen desteğiyle takip edilir.
Yükümlülerin iyileştirilmesi ve topluma kazandırılmasında diğer kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılmasına ve toplumsal katılım sağlanmasına önem verilir.
Bağımlılıkla Mücadele Birimi
[değiştir | kaynağı değiştir]Haklarında tedavi ve denetimli serbestlik kararı bulunan kişiler denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat ettiklerinde bağımlılık odaklı risk ve ihtiyaç belirleme aracı kullanılarak bağımlılık risk düzeyleri ile ihtiyaç duydukları eğitim ve iyileştirme programları belirlenerek, denetimli serbestlik süresi içerisinde uymaları gereken yükümlülükler ile katılması gereken programları içeren denetim planları hazırlanır.
Bu süreçte kişiler tedaviye tabi tutulmak üzere ilgili sağlık kurumuna sevk edilir. Sağlık kurumları tarafından kişilerin belirlenen ihtiyaç durumlarına göre yatılı veya ayaktan tedavi programları ile rehabilitasyon çalışmaları yürütülerek tedavi işlemleri gerçekleştirilir. Tedavi sürecinin olumlu sonuçlanması halinde bireyin psikososyal gelişimini desteklemek amacıyla çeşitli eğitim ve iyileştirme programları uygulanır.
Bilimsel temelli bu yaklaşımla bireylerin yaşam becerileri geliştirilmekte, topluma sağlıklı bireyler olarak kazandırılmaları hedeflenmektedir. Sağlık kurumlarıyla yürütülen düzenli kontroller ve bireysel ihtiyaçlara duyarlı müdahale mekanizmaları, bağımlılıkla mücadelede sürdürülebilir, etkili ve insan odaklı bir model oluşturmaktadır.
Çocuk Hizmetleri
[değiştir | kaynağı değiştir]Denetimli serbestlik sistemi kapsamında çocuklara yönelik hizmetler, yetişkinlerden ayrı olarak Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Bu birim, çocukların adalet sistemi içinde korunmasını, bireysel gelişimlerinin desteklenmesini ve yeniden suça sürüklenmelerinin önlenmesini amaçlamaktadır.
2015–2018 yılları arasında geliştirilen DENGE Programı (Denetimli Serbestlikte Gelişim ve Eğitim Programı) kapsamında, çocuklara özgü değerlendirme ve müdahale süreçleri yapılandırılmıştır. Bu çerçevede psikolog, sosyal hizmet uzmanı, öğretmen ve sosyolog gibi meslek elemanlarının görev yaptığı Çocuk Hizmetleri Büroları kurulmuştur.
14 Nisan 2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nda yapılan değişiklikle, denetimli serbestlik kapsamında takip edilen her çocuk için adli kontrol süresince bir uzman görevlendirilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu uzmanlar, bireysel planlamalar çerçevesinde çocuğun sosyal, eğitsel ve psikolojik ihtiyaçlarına uygun iyileştirme çalışmaları yürütür.
Ayrıca, ceza infaz kurumlarından tahliye edilen çocuklara yönelik olarak koruma kurulları aracılığıyla barınma, eğitim, mesleki beceri kazandırma ve istihdam alanlarında destek sağlanmaktadır. Aileyle yapılan görüşmeler, ev ve okul ziyaretleri ile boş zamanların değerlendirilmesine yönelik etkinlikler de çocukların sosyal uyumunu artırmak amacıyla yürütülen diğer çalışmalardır.
Koruma Kurulları
[değiştir | kaynağı değiştir]Adalet komisyonunun bulunduğu 149 merkezde, Cumhuriyet başsavcısının başkanlığında üç ayda bir toplanan koruma kurulları; ceza infaz kurumundan salıverilen ya da denetimli serbestlik altında bulunan hükümlülerin meslek veya sanat edinmelerine ve iş bulmalarına yardımcı olmak amacıyla faaliyet göstermektedir. Ayrıca bir meslek ya da sanat sahibi olanlar ile tarım işletmeciliği yapmak veya iş yeri açmak isteyenlere araç ve kredi sağlanmasında ilgili kurum ve kuruluşlara yönlendirme yapmakta, eski hükümlülerin topluma kazandırılması ve iş gücü piyasasında yer edinmelerine destek olmaktadır.
Koruma kurullarında çeşitli kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri yer almaktadır. Farklı kurumları ve aktörleri bir araya getiren kurulun iş birliği ağları, suç işlemiş veya sosyal olarak dışlanmış kişilerin topluma yeniden katılımının sağlanması hedefini taşımaktadır. Bu yönüyle koruma kurulları aracılığıyla yükümlüler ve eski hükümlülere kaynaklar ölçüsünde ayni ve nakdî yardım, iş bulma, kredi temin etme; eğitim, sağlık ve psikososyal destek konularında yardımcı olmak üzere yönlendirici hizmetler sunulmaktadır. Koruma kurulları aracılığıyla ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlüler ile denetimli serbestlik altındaki hükümlülerin barınma, eğitim, sağlık, iş bulma ve mesleki eğitim destekleri sunulmaktadır. Bu hizmetler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları iş birliğiyle sağlanır.
Salıverilme Sonrası Destek
[değiştir | kaynağı değiştir]Ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlüler ile denetimli serbestlik altındaki hükümlülerin iyileştirilmesi, topluma kazandırılması ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla başta Türkiye İş Kurumu olmak üzere çeşitli kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle iş ve meslek edindirme projeleri hazırlanmakta, 62 denetimli serbestlik müdürlüğünde gerçekleştirilen ‘Sosyal Market Projeleri'yle denetimli serbestlik altında bulunan yükümlüler ve eski hükümlüler ile bu kişilerin ailelerinin temel ihtiyaçları giderilmeye çalışılmakta; ayni ve nakdî yardım talepleri değerlendirilerek ihtiyaçları karşılanmaktadır.
Elektronik İzleme
[değiştir | kaynağı değiştir]Elektronik izleme; yükümlülerin elektronik yöntem ve araçlar ile toplum içinde izlenmesini, gözetim ve denetim altında tutulmasını sağlayan, mağdurun ve toplumun korunmasını destekleyen kararların infaz edilmesinde kullanılan bir yöntemdir.
Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı bünyesinde 2013 yılında kurulan Elektronik İzleme Merkezinde aynı anda 3.000 yükümlünün denetim ve takibini gerçekleştirebilecek kapasiteye sahiptir. Merkezde kullanılan sistemler, ileri teknoloji ve gelişmiş yazılımlarla donatılmış olup, bilgi güvenliği ile kişisel verilerin korunması ise UYAP sistemi tarafından sağlanmaktadır. Elektronik izleme faaliyetleri, bu alanda özel eğitim almış personel tarafından yürütülmekte olup 7 gün 24 saat esasına göre kesintisiz hizmet verilmektedir.
Elektronik izleme cihazları; suç ayrımı yapılmaksızın kararın niteliğine göre şüpheli, sanık ve hükümlülerde kullanılabilmektedir. Denetimli serbestlik sisteminin görev alanına giren hüküm öncesinde tutuklama yerine verilen bazı adli kontrol tedbirlerinin yerine getirilmesinde, ceza yaptırımı kapsamında hüküm olarak hapis cezası yerine verilen bazı kararların infazında, salıverme sonrasında ise ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlüler ile bazı suç faillerinin toplum içinde denetim ve takibinde elektronik izleme cihazları kullanılabilmektedir.
Sosyal Araştırma Raporları
[değiştir | kaynağı değiştir]Denetimli serbestlik müdürlüklerinde görevli uzmanlar tarafından, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında, şüpheli veya sanığın kendisinin ve çevresinin sistemli bir bakış açısıyla değerlendirildiği ve toplumla bütünleşmesi amacıyla ihtiyaç duyduğu her türlü hizmet, program ve kaynaklarla ilgili önerilerin bulunduğu sosyal araştırma raporu düzenlenerek ilgili yargı mercilerine sunulmaktadır. Sosyal araştırma raporunda; şüpheli veya sanığın kimlik bilgileri, varsa önceki suç bilgileri, sağlık bilgileri, ailesi, yaşadığı yer, arkadaş çevresi, eğitimi, kişisel özellikleri, sosyal ve ekonomik durumu, bilişsel ve psikolojik durumu, topluma ve mağdura karşı taşıdığı risk ile tutum ve davranışları belirtilir. Raporun sonuç bölümünde, suç işlenmesinde risk oluşturabilecek unsurlar ve kişinin topluma ve kendisine zarar verme riski değerlendirilmektedir.[8]
Bağlı Birimler[9]
[değiştir | kaynağı değiştir]Merkez teşkilatı
[değiştir | kaynağı değiştir]- Güvenlik ve İnfaz Daire Başkanlığı
- Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı
- Personel Eğitim Daire Başkanlığı
- Sağlık Daire Başkanlığı
- Dış İlişkiler Daire Başkanlığı
- İyileştirme ve Topluma Kazandırma Daire Başkanlığı
- Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı
- Personel Daire Başkanlığı
- Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı
- Kontrolörler Kurulu Daire Başkanlığı
Taşra teşkilatı
[değiştir | kaynağı değiştir]- Ceza İnfaz Kurumları
- Denetimli Serbestlik Müdürlükleri
- Personel Eğitim Merkezleri
Ünvanlar
[değiştir | kaynağı değiştir]Ceza ve Tevkifevleri bünyesinde üstten alta sırasıyla kıdemler.
- Kurum 1. Müdürü
- Kurum 2. Müdürü
- İdare Memuru
- İnfaz ve Koruma Başmemuru
- İnfaz ve Koruma Memuru
Sosyal Sorumluluk Projeleri
[değiştir | kaynağı değiştir]Cezaevi Arama ve Kurtarma Teşkilatı (CEKUT)
[değiştir | kaynağı değiştir]
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak görev yapan ve gönüllü İnfaz ve Koruma Memurları ile diğer cezaevi personeli arasından seçilen ekiplere, AFAD eğitimcileri tarafından arama ve kurtarma eğitimi verilmiştir. Bu kapsamda yurdun dört bir yanında konuşlanan birlikler, doğal afet, yangın, deprem, kayıp şahsın aranması gibi afet ve acil durum hallerinde AFAD koordinasyonunda harekete geçmektedir.[10]
2021 Yılında ülke çapında meydana gelen orman yangınlarını söndürme çalışmalarında ve 2023 yılında Türkiye'nin 10 ilini etkileyen Kahramanmaraş depreminde arama kurtarma çalışmalarında görev almışlardır.
Ayrıca bakınız
[değiştir | kaynağı değiştir]Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]- ^ "Arşivlenmiş kopya". 7 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Eylül 2021.
- ^ "Genel müdürümüz". Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. 27 Aralık 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Aralık 2019.
- ^ "Türkiye Ceza İnfaz Kurumları Tarihçesi Araştırma Projesi". 25 Eylül 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Eylül 2021.
- ^ "Arşivlenmiş kopya". 20 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Eylül 2020.
- ^ a b "Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü". 20 Kasım 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ a b "5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu. Resmî Gazete, 20 Temmuz 2005, Sayı: 25881".
- ^ Yavuz, H. A. (2019). Denetimli Serbestlik. Ankara: Yetkin Yayınları.
- ^ Yavuz, Hakan (2014). Denetimli Serbestlik Uygulaması ve Suçluların Topluma Kazandırılması. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 72(1), 123-145.
- ^ "Teşkilat Şeması". Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü. 24 Kasım 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi.
- ^ "CEKUT, DOĞAL AFETLERDE ÖNEMLİ GÖREVLER ALARAK HAYAT KURTARIYOR". BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜŞAVİRLİĞİ. 23 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Aralık 2020.