Bab-ı Hümayun
Osmanlıca: باب همايون | |
Günümüzde Bab-ı Hümayun kapısı | |
![]() | |
| Genel bilgiler | |
|---|---|
| Durum | Ziyarete açık |
| Tür | Anıtsal giriş kapısı |
| Mimari tarz | Erken Osmanlı mimarisi Osmanlı mimarisi Osmanlı barok mimarisi |
| Konum | Topkapı Sarayı, Fatih, İstanbul, |
| Koordinatlar | 41°00′31″K 28°58′53″D / 41.00861°K 28.98139°D |
| Tamamlanma | 1478 |
| Yenileme | 16. yy, 17. yy, 18. yy, II. Mahmud: 1826 ve 1839 yangınları sonrası onarım |
| Teknik ayrıntılar | |
| Malzeme | Kesme taş, mermer, küfeki taşı |
| Yenileme bilgileri | |
| Mimar | Mimar Sinan |
| Diğer bilgiler | |
| Restoran sayısı | 5 |

Bab-ı Hümayun (Osmanlıca: باب همايون, Hümayun Kapısı) ya da günümüz Türkçesiyle Hükümdar Kapısı, Topkapı Sarayı’nın ana giriş kapısı olup sarayın dış avlusuna açılan en anıtsal yapılarından biridir. 1478 yılında II. Mehmed döneminde inşa edilen kapı, Osmanlı devlet teşrifatının belirleyici mekânlarından biri olarak hem siyasi hem mimari bakımdan merkezi bir rol oynamıştır.[1] Erken kaynaklarda Büyük Kapu, Alay Kapısı ve Saltanat Kapısı olarak da geçen yapı, saraya yaklaşan elçiler, devlet görevlileri ve tören alaylarının ilk karşılandığı nokta olması nedeniyle Osmanlı hükümranlık ideolojisinin sembolik bir ifadesi hâline gelmiştir.[2]
Tarihi
[değiştir | kaynağı değiştir]Kapı, fethin ardından imparatorluk merkezi olarak düzenlenen Topkapı Sarayı’nın ilk büyük giriş yapısıdır. II. Mehmed, sarayın dış dünyaya açılan bu sınırının devlet otoritesini temsil edecek ölçüde görkemli olmasını istemiş; bunun sonucu olarak masif duvarları, sivri kemerli açıklığı ve sade fakat güçlü cephe kurgusuyla klasik dönem Osmanlı mimarisinin erken bir örneği ortaya çıkmıştır.[3] 16. yüzyılda Mimar Sinan ekolünü takip eden onarımlarla kapıya muhafız mekânları, nöbet yerleri ve üst örtü güçlendirmeleri eklenmiş; 17. yüzyılda iç cephede yer alan hat panoları, celî sülüs ağırlıklı yazılar ve mermer çerçeveli kitabelerle yapı estetik bakımdan zenginleştirilmiştir.[4] 18. yüzyılda barok etkili küçük düzenlemelerle cephe hareketi artırılmış, 19. yüzyılda II. Mahmud döneminde büyük taş onarımı yapılmış ve kapının üzerine padişah tuğrasını taşıyan geniş mermer kitabe yerleştirilmiştir.[5]
Mimari
[değiştir | kaynağı değiştir]Bab-ı Hümâyun, yaklaşık altı metre kalınlığındaki sur duvarlarına gömülü masif bir kapı kütlesinden oluşur. Kesme taş örgü, mermer söveler ve iç cephede barok dönemde eklenen küfeki taşlı panolar kapının ana malzemesini oluşturur.[6] Dış cephe, yüksek sivri kemerli giriş, kemeri çevreleyen geniş silmeler ve kitabe bloğundan oluşan sade fakat otoriter bir görüntü sergiler. İç cephe ise daha yalın tutulmuş; askerî amaçlarla bağlantılı dar pencereler, nöbet nişleri ve hat levhalarıyla tamamlanmıştır. Kapıda yer alan hat yazıları arasında Fetih Suresi’nden ayetler, II. Mahmud tuğrası ve hattat Mehmet Haşim Efendi’nin imzasını taşıyan panolar bulunur.[7] Kapının iki yüzünde yer alan celî sülüs hattı, klasik Osmanlı taş işçiliğinin seçkin örnekleri arasında gösterilir. Özellikle iç cephedeki geniş kitabe panoları, hem kompozisyon hem de oyma işçiliği bakımından 17. ve 18. yüzyıl Osmanlı epigrafi sanatının karakteristik üslubunu yansıtır.[8]
Bab-ı Hümayundaki Hat yazıları
[değiştir | kaynağı değiştir]
•Sağ çeşmenin üzerindeki hat levhasında: Es-sultan zıllullahi fi'l-ard, yani; ''Sultan Allahın yeryüzündeki gölgesidir'' yazılıdır.
•Sol çeşmenin üzerindeki hat levhasında: Ye'vi ileyhi külli mazlumin, yani; ''Ve bütün mazlumların koruyucusudur'' yazılıdır.

•Kapının iç tarafındaki sağ levhada La ilahe illallahü'l-melikül-hakku'l-mübin, yani; ''Allah’tan başka ilah yoktur; O, Melik olan, Hak olan ve Apaçık Olandır.'' yazılıdır.
•Kapının iç tarafındaki sol levhada Muhammedün Resulullahi sadiku'l-va'di'l-emin, yani; ''Muhammed Allah'ın peygamberidir. O vaadine sadık ve emindir'' yazılıdır.
İşlevi
[değiştir | kaynağı değiştir]Bab-ı Hümâyun, Osmanlı sarayının en kritik protokol noktasıydı. Devlet törenleri, padişahın saraydan ayrılış ve dönüşleri, sefer hazırlıkları, yeniçeri kabul merasimleri ve yabancı elçilerin karşılanması bu kapı önünde başlardı.[9] Elçiler çoğu zaman kapı önünde uzun süre bekletilir, bu bekleyiş Osmanlı devletinin üstünlüğünü göstermek amacıyla diplomatik bir araç olarak kullanılırdı.[10] Gelenek gereği kapı sabah namazından hemen sonra açılır ve akşam yatsıdan sonra kapatılırdı; içerideki saray düzeni bu ritme göre şekillenirdi.[11] 16. yüzyıldan itibaren bazı idam cezalarının ardından kesik başların kapı önünde kısa süreliğine mızraklara takılarak teşhir edilmesi Osmanlı ceza hukukunda kamu otoritesinin görünür kılınması için uygulanan yöntemlerden biri olmuştur.[12][13] Kapı aynı zamanda sıkı bir güvenlik ve teftiş noktasına sahipti; görevlilerin, memurların ve elçilerin saraya girişleri burada kaydedilir ve kontrol edilirdi.[14]
Kapı, Topkapı Sarayı surlarının Marmara’ya bakan kanadında yer alır ve Ayasofya Meydanı’na yönelen ana aksın son noktasını oluşturur. Bab-ı Hümâyun’dan içeri giren ziyaretçi ya da görevli, doğrudan I. Avlu’ya, diğer adıyla Alay Meydanına geçer. Bu mekân, Babüsselam’a ve oradan da sarayın çekirdeğini oluşturan Enderun avlularına açıldığı için kapı, saray kompleksinin dış dünya ile ilişkili en önemli eşiğidir.[15]
Restorasyonlar
[değiştir | kaynağı değiştir]Bab-ı Hümâyun, 19. yüzyıldaki büyük onarımların ardından Cumhuriyet döneminde 1926’da kapsamlı bir konservasyon geçirmiştir. 1980’lerde İstanbul Restorasyon Atölyesi tarafından taş derzleri, kitabe yüzeyleri ve korunmuş iç mekânlar yenilenmiş; 2010’lardan itibaren Kültür Bakanlığı tarafından sürdürülen çalışmalarla yapı yeniden ziyaretçilere açık hale getirilmiştir.[16]
Bab-ı Hümayun Köşkü
[değiştir | kaynağı değiştir]

Bâb-ı Hümâyun Köşkü, Topkapı Sarayı’nın ana girişi olan Bâb-ı Hümâyun’un üzerinde yer alan küçük bir seyir köşküdür. Osmanlı hükümdarının saray dışındaki törenleri, elçi karşılamalarını, alay geçişlerini ve büyük devlet merasimlerini izleyebilmesi amacıyla inşa edilmiş olup, Topkapı Sarayı’nın erken dönem protokol mimarisinin en az bilinen fakat en işlevsel unsurlarından biri olarak kabul edilir.[1] Köşkün mimari çekirdeği II. Mehmed döneminde atılmıştır. Sarayın ilk inşa yıllarında Bâb-ı Hümâyun’un üstünde padişah için ayrılmış bir gözlem odası bulunduğu, hem Osmanlı kroniklerinde hem de 16. yüzyıl Avrupalı seyyahların tasvirlerinde zikredilir.[9] 18. yüzyılda yapının üst bölümleri çeşitli tamiratlar geçirmiş, III. Selim döneminde cephede yenileme yapılmış, II. Mahmud zamanında da kapının üst bölümündeki ahşap ve sıvalı örtüler onarılmıştır.[17] Bâb-ı Hümâyun Köşkü mimari açıdan gösterişli bir kasır olmayıp daha çok kapı kütlesine entegre edilmiş dar bir gözlem mekânıdır. Dışarıdan fark edilmesi zor olacak biçimde kapının beden duvarı içinde çözülmüş; iç mekânı pencereleri aracılığıyla Alay Meydanı’na, Ayasofya yönüne ve sarayın ön alanına hâkim olacak şekilde düzenlenmiştir.[18] İç süslemeleri oldukça mütevazıdır; yapı esasen padişahın merasim düzenini kontrol edebilmesi için tasarlanmış bir yönetim mekânıdır. Köşk Osmanlı protokolünde önemli bir işleve sahipti. Padişah, elçi kabul törenlerinin hazırlık aşamalarını, büyük sefer çıkışlarını, şehzade sünnet alaylarını ve sürre alaylarının uğurlanışını buradan izlerdi. Kapının önünde gerçekleşen tebrik, biat ve takdim sahnelerinde padişahın görünürlüğünü sağlamak yerine otoritesini hissedilir kılan gizli bir konum sunması, köşk mimarisinin kasıtlı biçimde geri planda tutulduğunu göstermektedir.[19] Köşk aynı zamanda güvenlik ve gözlem amacı da taşımıştır. Kapı muhafızlarının denetimindeki alanın üstünde yer alan bu mekân, saraya yaklaşan görevli ve elçilerin geliş-gidişlerinin padişah veya saray erkânı tarafından takip edilmesine imkân veriyordu.[20] Bâb-ı Hümâyun Köşkü, 19. yüzyıl içinde yaşanan saray yangınlarından etkilenmiş ve özellikle üst kısmı ciddi biçimde tahrip olmuştur. 1826 ve 1839 yıllarında Topkapı Sarayı çevresinde meydana gelen yangınların kapı kütlesinin üst bölümlerine zarar verdiği, köşkün ahşap elemanlarının büyük ölçüde yandığı ve sonraki onarımların da bu hasarı gidermeye yönelik olduğu bilinmektedir.[21][22] Bu yangınlarda köşkün orijinal iç düzeni büyük ölçüde yok olmuş; günümüze ulaşan mekân, daha çok II. Mahmud dönemindeki onarım sonrası biçimini yansıtmaktadır.Modern restorasyonlarda kapının üst bölümünde yapılan konservasyon çalışmaları köşkün varlığını doğrulamakla birlikte, yapının orijinal iç düzeni ve donatısı hakkında bilgiler yalnızca tarihî kaynaklar ve eski gravürlerden takip edilebilmektedir.[16]
Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]- ^ a b Gülru Necipoğlu, Architecture, Ceremonial, and Power: The Topkapi Palace, MIT Press, 1991, s. 38–40.
- ^ Godfrey Goodwin, A History of Ottoman Architecture, Thames & Hudson, 2003, s. 97–99.
- ^ Suraiya Faroqhi, The Ottoman Empire and the World Around It, I.B. Tauris, 2004, s. 71.
- ^ Yıldız Demiriz, Osmanlı Kitabe Sanatı, 1999.
- ^ Clive Foss, Topkapı Palace in the Late Ottoman Period, Journal of Ottoman Studies, 2012.
- ^ Goodwin, 2003, s. 102.
- ^ Çiğdem Özkan, Ottoman Inscriptions of Istanbul, 2010.
- ^ Demiriz, 1999.
- ^ a b Halil İnalcık, The Ottoman Empire: The Classical Age 1300–1600, Phoenix Press, 2001, s. 86–88.
- ^ Faroqhi, 2004, s. 78.
- ^ Goodwin, 2003, s. 108.
- ^ Halil İnalcık, Şer’i ve Örfi Hukuk Üzerine, Belleten, 1973.
- ^ Suraiya Faroqhi, Subjects of the Sultan, 2005.
- ^ Uzunçarşılı, Osmanlı Devlet Teşkilatından Kapıkulu Ocakları, 1984.
- ^ Necipoğlu, 1991, s. 41.
- ^ a b İstanbul Restorasyon Raporları, Kültür Bakanlığı Yayınları, 2012.
- ^ Godfrey Goodwin, A History of Ottoman Architecture, Thames & Hudson, 2003, s. 102–104.
- ^ Nurhan Atasoy – İsmail Kınal, Topkapı Sarayı, Kültür Bakanlığı Yayınları, 2007.
- ^ Suraiya Faroqhi, Subjects of the Sultan: Culture and Daily Life in the Ottoman Empire, I.B. Tauris, 2005.
- ^ Uzunçarşılı, Osmanlı Devlet Teşkilatından Kapıkulu Ocakları, Türk Tarih Kurumu, 1984.
- ^ Clive Foss, "Topkapı Palace in the Late Ottoman Period", Journal of Ottoman Studies, 2012.
- ^ Godfrey Goodwin, A History of Ottoman Architecture, Thames & Hudson, 2003, s. 104.
